SEVMEK BİR SANAT MIDIR?

*Erich Fromm’un “Sevme Sanatı” Kitabı Üzerine

“Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevemez. Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şey anlatamaz. Hiçbir şey anlamayan, değersizdir. Oysa anlayan kişi aynı zamanda sever, farkına varır, görür. Bir şeyin aslında ne kadar bilgi varsa, sevgi de o kadar büyük olur.”

Paracelsus’ın bu sözüyle başlıyor kitabına Erich Fromm.  Sevmenin özünde bilme, tanıma, anlama olduğunu ifade ediyor. Sevmekle bilgi edinmeyi eşdeğer kabul ediyor. İnsan; bilmediği insanı, tanımadığı şeyi, nesneyi, sevemez. Bilgisi olmayan hiçbir şey sevilmez. Tanımadığımız şeyin de değeri olmaz, ona kıymet vermeyiz.

Fromm; sevmek üzerine insanların çok az düşündüğünü, bunu sevmeyi önemsiz gördükleri için değil aksine çok yaygın biçimde var olduğunu ve kendilerinin de sevmenin ne olduğunu gayet iyi bildiklerini zannettikleri için olduğunu söyler. Hâlbuki sevmeyi çok az insan öğrenebilmiştir. Herkes bildiğini zanneder ve gerçek sevmeyi öğrenme çabasına düşmezler. Hatta öyle ki, sevmenin öğrenilmesi gereken bir şey olduğundan bile haberdar değildirler.

İnsanların, sevmeyi bildiklerini zannetmelerinin çeşitli sebepleri vardır.

Mesela, belli önyargılar insanların sevme üzerine düşünmelerini engeller. Bu önyargılardan biri; sevme diye bildikleri olgunun aslında sevilme olmasıdır. İnsanlar için asıl amaç aslında sevmekten ziyade nasıl sevilebilecekleri, nasıl sevilir olabilecekleridir. Bunu gerçekleştirebilmek için de kendilerince çeşitli yollara başvururlar. Erkeklerin ve kadınların kendilerini sevilebilir hale getirme yöntemleri farklıdır. Kadınlar için; giyimine kuşamına dikkat etmek, süslenmek, çekici görünmek sevilebilir olmanın koşulu gibi düşünülür. Erkekler için ise; güçlü olmak, zengin ve iyi bir statü sahibi olmak sevilir olmak için gerekli koşullardanmış gibi kabul edilir. Kibar, nazik olmak, insanlara iyi davranmak, yardımsever ve alçakgönüllü görünüp kimseyi incitmemek de toplumda erkek ve kadınlar için sevilebilir olmanın koşulları arasında sayılır. Diğer bir önyargıyı Fromm şöyle açıklar: ‘Sevgi konusunda öğrenilecek bir şeyin bulunmadığına ilişkin düşünceyi doğuran şey; sevgi sorununun bir yetenek sorunu değil, bir nesne sorunu olduğunu sanmaktır. İnsanlar sevmenin kolay olduğunu fakat sevecek ya da sevilecek doğru nesneyi bulmanın güç olduğunu düşünür.’  Sevmeyi sanat olarak ele alan Fromm, diğer sanatlarda olduğu gibi bu sanatın da uygulanmasında bazı gereksinimlerin olduğundan söz eder. Bunları şöyle sıralar: disiplin, yoğunlaşma, sabır, ilgi.

Disiplin’ kavramı, bir sanatta ustalaşabilmek için ilk önce olması gereken unsurdur. Belirli aralıklarla ve düzenli vakitlerde o sanatla uğraşmak demek disiplin olsa da o sanatın dışında hayatının geri kalanında da disiplinli olmak gerekmektedir.  ‘Yoğunlaşma’ bir sanat için olmazsa olmazlardandır. Sanatta ustalaşmak için gereklidir. Kişinin öz disipliniyle bağlantılı bir kavramdır. Ancak yoğunlaşma eyleminde, çağımızın insanının pek başarılı olduğu söylenemez. Çünkü aynı anda pek çok işi bir arada yapmak durumundadır.  Bir iş yaparken radyo dinlemek, bir şey yaparken aynı anda yiyip içmek gibi… ‘Sabır’ da bir sanatta ustalaşmak için gerekli önemli unsurlardandır. Sanatta ilerlerken adım adım gitmek gerekir. Kısa yoldan sonuca ulaşmak istenirse sanat öğrenilmez, der Fromm. Çağdaş yaşam koşullarımız da ne yazık ki sabrın tam tersini körüklemektedir. Modernleşmeyle birlikte makineleşmede her şey çabukluk, hız üzerine kurgulanmıştır. Daha kısa sürede, daha çok iş çıkaran makineler daha cazip gelmektedir. “Çağdaş insan, işlerini hızla yapmazsa zamanını yitirdiği kanısındadır. Fakat hızlı yapılan işten arta kalan zamanı kazandığında o zamanla ne yapacağını bilemez, o zamanı öldürmekten başka yolu yoktur.”diyerek çağımız insanının bu çıkmazını da eleştirir ve kısaca özetler Erich Fromm. Herhangi bir sanatı öğrenmenin son koşulu da o sanatta ustalaşmaya karşı eksiksiz ‘ilgi’dir Fromm’a göre. İlgiden kastedilen şey öğrenme isteği ve merakıdır. Sevme sanatı da diğer sanatlar gibi bu dört unsurdan beslenir. Bunlar olmadan ve hayatın geri kalanına da uygulanmadan sevme sanatında başarı sağlamak mümkün değildir.

Sonuç olarak Fromm’a göre sevme sanatında başarı sağlamak için; bencillikten benliğimizi olabildiğince uzaklaştırmamız gerekmektedir.

“Sevgi; narsisizmin hemen hemen olmadığı alçakgönüllülüğün, nesnelliğin ve düşüncenin gelişmekte olduğu yerde vardır. Kişi tüm yaşamını bu amaca adamalıdır. Sevgi gibi alçakgönüllülük ve nesnellik birbirinden ayrılmaz. Eğer ben bir yabancı hakkında nesnel olamıyorsam ailem için de olamam; bunun tersi de geçerlidir. Eğer sevme sanatını öğrenmek istiyorsam her durumda nesnel olmayı denemeli, nesnel olamadığım durumlara karşı da duyarlı olmalıyım. Karşımdaki kişi hakkında kendi ilgi, gereksinim ve korkularımdan o kişinin gerçek kişiliğiyle, narsist düşüncelerimle çarpıtılmış kendi oluşturduğum kişiliği arasındaki farkı görmeliyim. Nesnel ve akıllı olabilme yetisine sahip olmak sevme sanatını başarmanın yarı yolu sayılır, ancak kişinin bunu ilişki kurduğu tüm insanlar için geçerli kılması gerekir. ” Fromm’un burada ifade ettiği sevme sanatı koşulu, evrensel etik değerlerle birebir örtüşmektedir.  Bireylerin ve toplumların asgari düzeyde ulaşması gereken nokta budur.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            Feride Alphan

Bunlara da Bakabilirsiniz…

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü