Yorum yapılmamış

SEVGİNİN YOZLAŞTIRILMASI ÜZERİNE

SEVGİNİN YOZLAŞTIRILMASI ÜZERİNE

Geçmiş yüzyıllarda sevilmeye değer olan şeyler ve insan özellikleri günümüzde çağdaş Batı toplumlarında değişime uğramış, insanların sevilebilecek nesnelere yükledikleri anlamlar bambaşka hâle gelmiştir.

Günümüzde; sanayileşmenin ve makineleşmenin de etkisiyle hızlı, sonuç odaklı, daha çok somut nesnelere dönük, menfaatçi bireylerden müteşekkil bir toplumsal yapı mevcuttur.

Çağımızın insanı; kadınıyla erkeğiyle, tüketim endeksli toplumsal dayatmanın da etkisiyle kâr zarar hesabı yapan, satın alma açlığı üzerine hayatını kurgulamış ve hayatını bu yönde şekillendirmiştir.

Dolayısıyla kadın olsun erkek olsun; kurduğu ilişkilerde bu mantıkla hareket ediyor, sürekli kâr amacı güdüyor, kazanmak istiyor. Piyasada cazibesiyle boy gösteren hangi kadın veya erkek varsa onunla olmak istiyor; bunu bir nevi bir kazanç, getirisi yüksek bir değer olarak görüyor.  Kısacası; maddi değerlerin ön planda tutulduğu, daha çok sergilenmeye odaklı davranışların revaçta olduğu, insanlar arası sevgi ilişkilerinin bir değerinin kalmadığı, maddenin hâkimiyeti altında esir olmuş insanlar topluluğunun varlığı, sevme ediminin de maddi boyutuyla algılanma eğilimine sebep olmuştur.

Sevmek eylemi, çoğu kez aşık olma ile karıştırılır. Halbuki aşk ve sevgi birbirinden epey farklı olgulardır. Sevmenin temelinde bilmek, tanımak varken aşkta meçhule açılan bir kapı vardır.

Erich Fromm’a göre âşık olmak; birbirine yabancı olan iki insanın aralarındaki duvarın birden yıkılmasıyla kendilerini birbirlerine çok yakın hissetmeleriyle ortaya çıkan, baş döndürücü anları beraberinde getiren bir eylemdir.

Bu eylem, cinsel çekicilik ve yakınlaşmayla başlar. Bu tür sevgiler sonludur, der Fromm. Çünkü aşkta; iki insan birbirini tanıdıkça tanımanın verdiği bilgiyle birlikte bilinmezlikteki cazibe ortadan kalkar. Çelişkiler, kırgınlıklar, bıkkınlıklar baş gösterir. Heyecan ve tutkulardan eser kalmaz.

İlk zamanlardaki yanıp tutuşmalar, deli divane olmalar bir bir kaybolur. Dolayısıyla bu aşk edimi hüsranla sonuçlanır, bu bir başarısızlıktır.

İnsanlar, bunu bir daha deneyimlemek, aynı duygusal ıstırabı yaşamak, benzer bitimi tekrar etmek istemezler. Halbuki aşk da diğer edimler gibi başarıya ulaşıncaya kadar, tekrar tekrar denenmelidir. Diğer edimlerde başarısızlıkla sonuçlanan bir şeyi farklı yollardan giderek çözmeye çalışırız, sevme ediminde de aynısını yapmalıyız ve çözüm yollarına başvurmalıyız. Bu çözümlerden en başta geleni, sevmenin de yaşamak gibi bir sanat olduğunun farkına varmaktır.

‘Herhangi bir sanatı öğrenmek için atılacak adımlar nelerdir?’ diye sorar Fromm ve şöyle cevap verir:

‘Bir sanatı öğrenme süreci iki bölüme ayrılabilir: İlk adım, kuramda ustalaşmak. İkinci adım, pratikte ustalaşmak. Eğer doktorluk sanatında ustalaşmak istiyorsam, öncelikle çeşitli mikroplar ve insan vücudu hakkında bilgi edinmem gerekir. Sadece kuramsal bilgi yetmez, pratik bilgimin sonuçlarını da karıştırıp bir bütün haline getirerek pratikten geçtikten sonra ulaşabilirim sonuca.’ Bu iki adıma üçüncüsünü de ekler Fromm: Kişinin o sanatta ustalaşmayı en önemli işi olarak kabul etmesi, dünyada ondan daha çok önemsediği hiçbir şeyin bulunmaması. Müzik, doktorluk, marangozluk ve sevgi için bu mutlaka olmalıdır, der. İnsanların çağımızda sevgi konusunda başarısızlığa uğramalarına rağmen, nadiren bu sanatı öğrenmeyi denemelerine şaşırmamak gerektiğine; başarı, itibar, para, güç hemen hemen bütün enerjimizi bunların nasıl kazanılacağına harcadığımız için sevmeyi öğrenmeye verecek bir şeyimizin kalmadığına vurgu yapar.

Feride Alphan

 

Bunlara da Bakabilirsiniz…

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü