Boşanma

boşanma

Boşanma (Divorce): Ailenin bölünmesine yada tümden dağılmasına yol açan ve bütün aile üyelerini sarsan karmaşık bir olaydır (Yörükoğlu, 1978; Akt.Öztürk,2006).

Boşanma kişilikleri, sosyo-kültürel değerleri, alışkanlıkları ve tepkileri ile birbirine uyum sağlayamayan, bir arada iken herhangi biri ya da her ikisinin de sosyal, mesleki sorunlar yaşadığı; vücutsal ve ruhsal yakınmalar geliştirebildiği kişilerin ayrı ayrı daha sağlıklı olabilmesi temeline dayanan bir sosyal gerçekliktir(Bakım, 2005; Akt.Öztürk,2006).

18.Yüzyılda endüstrinin gelişmesi ile başlayan sosyoekonomik ve demografik değişiklikler aile yapısını da etkilemiştir.Bu etkiler;bir arada yaşayan geniş ailelerin çözülerek;anne-baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan çekirdek ailelerin oluşması,kadının sosyal ve ekonomik hayatta yer alması,ilk evlilik yaşında yükselme,doğum oranlarında azalma,evlenmemiş nüfusta ve boşanmada artış şeklinde gerçekleşmiştir(Ekşi,2005; Akt.Fiyakalı, 2008).

Ailenin olduğu her yerde “boşanma” her zaman bir ihtimal olarak karşımıza çıkar.Tarihin ilk dönemlerindeki ilkel toplumlarda da günümüz toplumlarında da “boşanma” arzu edilmeyen bir “evlilik” ve “aile” gerçeği olarak görülmektedir(Sezal,1996; Akt.Fiyakalı,2008).

Ülkemizde son yıllarda boşanma oranlarında artış olduğu göze çarpmaktadır.Adli sicil ve istatistik verilerine bakıldığında, 1989’da boşanmak için mahkemelere 75.820 başvuru olurken,2003 yılında dava sayısı 185.414’e ulaşmıştır.Boşanmanın bütün dünyada olduğu gibi Türkiye ‘de de artış göstermesinin nedenlerine bakıldığında,kadının ekonomik olarak daha bağımsız olması,evlilikten beklentilerin artması,evlilikteki rollerin değişmesi,sosyal ve ekonomik yapıdaki değişmeler gibi etkenlerin rol oynadığı görülmektedir.   Bu sonucu meydana getiren sosyal nedenlerin arasında,boşanmanın toplumda giderek daha çok kabul görmesinin önemi de bulunmaktadır.Ayrıca boşanmaların artmasında,1998 yılında yapılan yasal düzenlemelerle boşanmaların gittikçe kolaylaştırılmasının da etkisi olduğu düşünülebilir(Yıldırım,2004; Akt.Fiyakalı,2008).Bu nedenle boşanma,artık gittikçe artan psiko-sosyal bir durum haline gelecektir.

 

BOŞANMA NEDENLERİ

Din,mezhep ya da kültür farklılıkları

Erken ya da geç yaşta yapılan evlilikler

Eşler arasındaki cinsel sorunlar

Aile büyükleri ile aynı evde oturma

Kırsal/kentsel kesimde yaşamanın etkisi

İletişimsizlik

Eşlerin kişilik yapılarının birbirine uymaması

Aldatma

Eşlerin birbirlerine yeteri kadar zaman ayırmaması/ayıramaması

Aşırı kıskançlık

Eşlerden birinin psikolojik sorunlarının olması

Alkol,kumar ve şans oyunlarına düşkünlük

Evliliğin geleceği

Ekonomik nedenler

Ekonomik

Eşlerin ebeveynlerinin evlilik dengesi

                                     

  BOŞANMANIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

 Kuşkusuz bir çocuk fiziksel ve psikolojik gelişimini en güzel şekilde ailesinin içinde tamamlar. Çocuk hem annenin hem de babanın ilgisine, sevgisine, şefkatine muhtaç bir varlıktır. Çocuğun ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı olmasının başta gelen şartlarından birisi elbette ki kişiliğinin ideal bir aile tarafından yoğrulmasıdır. Ancak günümüzde yıkılan yuvaların sayısı gittikçe artmaktadır(Tarhan,2004; Akt.Öztürk.2006).

Boşanma, hayat boyu süreceği, her zaman yan yana ve birbirine destek olunacağı inancıyla kadın ve erkek tarafından kurulmuş “Resmi” beraberliğin, aile kurumunun, sona erişinin hukuksal sürecini ifade etmektedir. Boşanma hem hukuki hem psikolojik hem de sosyal bir süreçtir. Çocuklar için travmatik olma olasılığı olan bir yaşantıdır ve bazı evlilikler için kaçınılmazdır. Kuskusuz, boşanma, psikolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla çocukların yaşamlarını kökten değiştirecektir (Berksun, 2005; Akt.Öztürk,2006).

Boşanmaların büyük çoğunluğunun, evliliğin ilk yıllarında olduğu düşünülürse, aile birliğinin bozulmasından en çok zarar görenlerin, küçük çocuklar olduğu ortadadır. Gerçekten, kisiliğin geliştiği bu ilk yıllarda, çocuk için en önemli sey, analı babalı bir yuvada sevilerek, güven duyarak yetişmektir (Yörükoglu, 1978; Akt.Öztürk,2006). Eğer bir evlilik birliği bitme noktasına gelmişse, bu evliliği bitirirken tarafların üzerinde önemle ve öncelikle durması gereken konu,çocuklarının boşanma sürecinden en az zararla çıkmasının sağlanmasıdır (Asıltürk,2004; Akt.Öztürk,2006).        Çocuklar arasında yapılan tüm araştırmalar çocukların boşanma olayını kabul etmediklerini göstermektedir. Çocuklar kötü bir evliliği boşanmaya yeğ tutmaktadırlar (Collange, 1997;Akt.Öztürk,2006).

Boşanma, pek çok çocuk için güç bir geçiş dönemidir. Çocuğun boşanma olayına uyum sağlama süreci genelde uzundur. Bu uyum süreci içerisinde çocuk, boşanmayı reddetme, bu durumu oluşturan nedene kızma, anne-babayı bir araya getirmek için çaba harcama, depresyon, boşanmayı kabullenmeyi içeren bes evreden geçmektedir (Gürsoy, 2002; Çagdas & Seçer, 2004; Akt.Öztürk,2006)

Boşanma olayına bazı çocuklar kolay, bazıları da güç alışırlar. Çocuk birlikte yaşadığı kişiye kızar. Giden anne yada babasının gitme nedeninin, yanında kaldıgı kişi olduğuna inanmaktadır. Bundan sonra giden kisi ile aynı evde yasayamayacak, anne ve babasının iyi yada kötü birlikte yasamalarına tanık olamayacaktır. Bu durumdaki çocuk için bosanma kabul edilemez bir gerçek olacaktır. Kabul edilmeyen bu gerçek karsısında çocuk çesitli duygusal ve davranışsal sorunlar yasayacaktır(Salk, 1998; Akt.Öztürk,2006).

Çocuklar boşanma kararından yaşına ve cinsiyetine göre farklı bir biçimde etkilenirler. Çocuklar bosanmanın ne anlama geldigini bilseler bile bosanma kararına hiçbir zaman hazır olamazlar. Hele de anne baba problemi çocuklarına yansıtmamışsa ve çocuklar olumsuzluklara tanık olmamıssa sok etkisi daha da artar(Yıldırım, 2003; Akt.Öztürk,2006).

Bosanmada en büyük bedeli çocuk öder. Öfkenin ve düsmanca tutumların çokça yasanması çocukta sevilmedigi duygusunu uyandırır. Çogu zamanda bosanmadan çocuklar kendilerini sorumlu tutarlar ve suçluluk duygusu gelistirirler (Tarhan, 2004; Akt.Öztürk,2006).

Boşanmaya çocuk açısından bakıldıgında üç sorunla karsı karsıya gelinir. ilk sorun, bosanmanın çocugun günlük yasamına getirdigi etkilerdir. Çocugun aile ortamı bosanma sonrasında önemli degisiklerle karsı karsıya kalacaktır. İkinci sorun,bosanma sırasında çocugun kaç yasında oldugudur. Çocugun yasının küçük olması psikoseksüel gelisim dönemleri düsünüldügünde onu daha fazla etkileyecektir. Son sorunda çocuğun ebeveynlerinden hangisinin yanında kaldığıyla ilgilidir. Çocuk anne yada babasının yanında kaldıgında diger ebeveynini daha az görmekte ve bu konudaki psikolojik ihtiyaçlarını yeterince karsılayamamaktadır (Cüceloglu, 1997; Akt.Öztürk,2006).

Çocuklarda anne-baba ayrılıgına baglı olarak ortaya çıkan ruhsal belirtiler çok çesitlidir. Huysuzluk, hırçınlık, tedirginlik, içe kapanma, karamsarlık, depresyon ve saldırgan davranıslar en sık gözlenen belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtileri; çocugun yasına, bosanmadan önceki örselenmesine ve bosanma sonrası dönemde, anababayla iliskilerinin niteligine göre degisir. Bu belirtilerin kalıcı olması da yine çok çesitli etkenlere baglıdır (Elginar,http://…reh_bos.htm; Akt.Öztürk,2006).                                                       llkokul çagındaki bir çocuk (6–7 yas) huzursuzluk, sinirlilik, karamsarlık,öfke nöbetleri gösterme egilimindedir. Büyük yastaki çocuklar ayrılık konusunda daha derin sıkıntılar yasarlar. Yapılan arastırmalar bu yas çocuklarının, ölüm düsüncesi, yitirme ve kendini bos hissetmeyle dolu olup, asırı alınganlık duygusuyla acı çektikleri yönündedir (Tuzcuoglu, 1994;Akt.Öztürk,2006). 9 ve 10 yas çocugu bosanmanın gerçegini tam olarak algılayabilen çocuklardır. Kaos olarak yasadıkları dünyalarına bir düzen getirebilmek için savas verirler. Genelde duygularını kendilerine saklamaktadırlar. Ayrılıkla ilgili olarak konusmak istemezler ve üzerinde düsünmek bile istemezler. Bosanmadan dolayı utanırlar ve ebeveynlerinin bu tutumlarını utanç verici olarak algılayabilirler. Okul basarıları düsmektedir, bu daha önceden basarılı olan ve olmayan için de geçerlidir. Arkadaslarıyla olan iliskilerini kötüye girmekte hatta bozulmaktadır. Davranıslarına bakıldıgında genelde geri çekilen, tahripkâr, düsmanca, kavgacı, yıkıcı tutumlar gösteren çocuklar olarak gözlenirler (Fischer, http://…bosanmisanneler.com;Akt.Öztürk,2006).

Bosanma süreci içinde yasanan gerginlikler ve çatısmalar, çocugun içe kapanmasına, anne-babası tarafından sevilmedigini düsünmesine, gerginliklerin sorumlusu olarak kendisini görmesine neden olur. Bu sürecin son noktası olan bosanma ise çocugun bu düsüncelerinde haklı oldugunun göstergesi olarak ortaya çıkar ve yogun suçluluk duygusuna yol açar (Gümüsel, 2004, Akt.Öztürk,2006). Bosanma sonrası çocuklarda, anksiyeteye, anne veya babayı kaybetme korkusuna sık rastlanılır. Okul öncesi çagdaki çocuklarda 4–6 yas, davranıs ve bazı gelisme gerilikleri ortaya çıkmaktadır. Çocuklardaki anksiyete ebeveynin tutumuna baglı olarak degismektedir. Okul çagı çocukları, 6–11 yas, ise bosanma karsısında üzülür, zorlanır ve endise duyarlar. 6–8 yas arasındakiler bosanmayı ve bir ebeveyninden niçin ayrı kalmak zorunda olduklarını anlayamazlar. Çogu kez bu durumdan kendilerini sorumlu tutarlar. 9–11 yas arası çocuklar bosanmayı anlar ve ebeveynlerinin yeniden bir araya gelmesi hayalleri kurarlar(http://ailehekimligi.uludag.edu.tr).

Bosanma sonrası okul çagı çocuklarında, ön planda görünen okul basarısızlıgı ve uyum bozuklugudur. Çocukta ilgi ve dikkat problemleri olur. Uyku ve yeme problemleri ortaya çıkabilir. Olusan özgüven kaybı, karakteristik bir sekilde kisilik yapısında yer alabilir. Toplumla iliskisi zayıflayan çocuk kendisini ifade etmekte zorlanacagı için, sosyal iliski güçlükleri yasayacaktır. (Erdem, 2003; Akt.Öztürk,2006) Anne-babası bosanmıs çocuklar psikolojik sorunlar açısından diger çocuklardan daha fazla risk altındadırlar. Anne ve baba çocuk için elmanın iki yarısı gibidir. Çocugun anne ya da babanın yanında kalmasıyla bagımlılık anneye ya da babaya yönelik olarak gelisir. Çocugun duygusal gelisimini etkileyen bu bagımlılık onun egitimini de, sosyallesmesini de etkiler (Sirin, 2005;Akt.Öztürk,2006).

BOŞANMIŞ AİLELERE ÖNERİLER

  • Eski kavgalarınızı ve anlaşmazlıklarınızı bir kenara bırakmalı ve çocuğun geleceğini düşünmelisiniz. Boşanmış olmalarına rağmen iki ebeveyn de birlikte çalışırsa, net tavsiyeler ve istikrarlı bir rutin sürdürülürse, her iki evde de birbirine benzeyen kurallar ve disiplin uygulanırsa çocuk en iyi şekilde yetişecektir.
  • Çocuğunuzu duygularını size anlatmayı teşvik edin ve bunu yaparken nasıl hissetmesi gerektiği hakkında siz yönlendirme yapmayın. Çocuğunuz bu dönemde içine kapanabilir ve duygularını sizinle paylaşmak istemeyebilir.
  • Her iki ebeveyn de birbiri hakkında negatif şeyler söylememelidir, çünkü eski eşinizi kötülemek, çocuğun ortada sıkışmışlık duygusu hissetmesine sebep olur. Anne babası boşanmış çocuk iki ebeveyn hakkında da pozitif görüşlere sahip olursa kendini daha güvende ve daha iyi hissedecektir.
  • Çocuk yanında kalmadığı ebeveyni ile de iyi bir ilişki sürdürmeli ve olabildiğince sık görüşmelidir ve her iki ebeveyn de bu konuda anlayışlı olmalı ve çocuk istemese bile bu konuda mümkün olduğunca teşvik etmelidir.
  • Ebeveynler çocuktan, birbiri arasında tercihler yapmasını istememelidir.
  • Eşler çocuğunu ya da çocuklarını birbiri arasında aracı olarak kullanmamalıdır. Ziyaretler için eşler birbiri ile randevulaşmalıdır ve okul, disiplin sorunları gibi konularda özel görüşmelidir.
  • Ebeveynler, çocuğun hangi ebeveynde nasıl duracağı konusunda hukuk savaşlarına girmekten kaçınmalıdır. Bu tür mahkemeler çocuğunuzun geleceğe emniyetsiz bakmasına ve güvensizliğe yol açar. Hangi ebeveyni ile kalacağını çocuğun kendisinin seçmesine izin verilmelidir.
  • Çocuğun iki ev arasında giysilerini ve diğer bazı eşyalarını paylaştırmasına izin verilmeli ve her iki evde de çocuğun eşyalarına yer ayrılmalıdır.
  • Çocukla yeterli vakit geçirilmediği için telafi olarak ona sık sık hediye alma gereksinimi duyulmamalı ve istediği her şeye evet denilmemelidir.
  • Çocuk bir ebeveynde kaldığı dönemde de diğer ebeveyni ile görüşmesine izin verilmelidir.
  • Özellikle ergenlik çağındaki çocuklar kardeşlerinden ayrı bir evde yaşamak istemezler ya da bunu tam olarak ifade edemezler, bu nedenle kardeşler istemediği sürece ya da bunu tam olarak ifade edemedikleri sürece kardeşler birbirinden ayrılmamalıdır.
  • Ebeveynler boşandıktan sonra sebep ne olursa olsun çocuğun ya da çocukların yanında tekrar tartışmaktan kaçınmalıdır.
  • Çocuğunuz ya da çocuklarınız sizin flörtlerinizi (annenin erkek arkadaşını, babanın bayan arkadaşını) çabuk ve kolay bir şekilde kabullenmeyebilir, bu nedenle bunu çocuğunuzdan kolay kabullenmesini beklemeyin. Boşanmadan sonra en iyi koşullarda bile ebeveynlerin yeni cinsel arkadaşlıkları çocuklarda uyum sorunlarına neden olmaktadır. Bu geçiş döneminde çocuğunuza daha fazla zaman ayırmalı ve sabırlı olmalısınız.
  • Boşanma sonrası kendi gereksinimlerinizi de karşılamaya çalışın. Siz, boşanmış bir birey olduğunuzu ve kendi gereksinimlerinizi de karşılamak zorunda olduğunuzu fark edip uyum sağlarsanız çocuğunuz da yeni yaşamıyla daha iyi başa çıkabilir, bu duruma daha kolay ve daha kaliteli uyum sağlayabilir.
Bunlara da Bakabilirsiniz…
Etiketler: ,

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü